• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 25 °C
  • Antalya 25 °C

Bakan Soylu: Telefon gelir gelmez FETÖ'cu darbe olduğunu anladım

Bakan Soylu: Telefon gelir gelmez FETÖ'cu darbe olduğunu anladım
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, darbe gecesi yaşadıklarını Habertürk'e anlattı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu terör örgütü FETÖ/PDY'nin darbe girişiminin olduğu gece yaşadıklarını anlattı;

Milletimize ve ülkemize geçmiş olsun. Ülkemiz çok badirelerden geçti ama bizim 15 Temmuz günü yaşadığımızı bir başka şekilde değerlendirmek lazım. Darbenin iyisi kötüsü olmaz, azı çoğu da olmaz. Darbe darbedir. Darbe insana, ülkeye, millete, şuura, zihniyete... Bütün bunların üstnde bir kavtram olarak özgürlüğe ve vatana ve hukuka... Biz bireyiz. Bizim hukutan başka herhangi bir sığınacağımız bizim muhafaza edileceğimiz bir alan söz konusu değildir. Vatan da öyledir. Kıymetini çok iyi anladığımız için milyonlarca insanın her gün meydanlarda olduğu demokrasi de öyledir.

Darbenin olduğu dakikalarda bütün o örneğin Adnan Menderes'in uçakla beraber uçak dolusu altınala yurtdışına kaçtığı haberlerin yayılmasından, Eskişehir'deki havacıların bildirileri atmasından, İstanbul Emniyet Müdürü'nün oğlunun sınavda taciz edilemsine kadar, bütün yaşananlar gözlerimin önünden geçti.

Aklımdan o dakikada bir şey geçti. Türkiye 100 yıllık bir travmaya doğru gidiyor. Milletler kolay liderler bulmazlar. Yani hepimizi yöneticilik yapıyoruz liderlik, demokratik liderlik bunlar çok farklı şeylerdir. Türkiye bir liderlik bulmuş. Tarihsel bir liderlik bulmuş. O gece Hasan Polatkan aklımdan geçmedi ama "liderlik düşüyor mu" dedim. Aklıma ilk gelen "eyvah bu liderlik düşüyor" diye bir iç acıması geçti.

Gençlik kollarından o gece Hakkari'den bir grup geldi, 21:30 gibi görüşürüz dedim. Grup geldi bir beş dakika kadar kalmayı planlıyor idim. Fakat o kadar samimi bir gruptu ki sohbet ettik. Biraz demokrasi anlattım onlara. Sonra karşılıklı beklentileri konuştuk. O arada SGK Başkanımız'dan acil koduyla telefon geldi. Dedi ki Ankara'nın tepesinde uçaklar uçuyor. Ben Ankara'dayım ama bizim salon zeminin altında bir kat. İstanbul'da köprüyü kapatmışlar. Çocuklara teşekkür ettim. Bir fotoğraf çekildik ama benim tedirginliğimi anladılar. Bakan Yardımcıımız aradı. "Uçaklar Meclis'in üzerinde uçuyor" dedi. O zaman 'darbe oluyor' dedim. Hemen başbakanımız aradım. "Nasılsınız" dedim, "nedir bu maskaralık" dedi. İlk cümlesi. Dedim anladığım kadarıyla darbe oldu. Buna karşı mücadele etmemiz lazım geldiğni konuştuktan sonra 'Talimatınız nedir' dedim. Başbakanlığıa geçnmek doğrudur dedi. Hemen başbakanlığa geçtik. Üzerimizde uçaklar uçuyor. İstanbuldan Ankara'dan o arada haberler geliyor. "Bakan arkadaşlarımıza haber verin onlar da gelsinler" dedi. Ulaşmaya çalıştım. Çankaya köşküne ulaştık. Kapıyı açtılar. Hafif aşağı indim "burası milletin namusudur, burayı vermeyeceğiz" dedim oradaki koruma arkadaşlara. Sonra özel kalem müdürü arkadaşımız karşıladı. Beraber içeri girdik. Oradan meseleyi anlamaya çalışıyoruz. Ve peşinden İsmet Bey, Milli Eğitim Bakanı, geldi. Ben bakan yardımcılarını, hepsini "başbakanlığa gelin" diye çağırdım. Onlarla birlikte peşinden hemen İsmail Kahraman TBMM'ye gitmiş. Orada kimsenin olduğunu görmeyince "karargah neredeyse oraya geleyim" diye başbakanlığa geldi. Başbakan ile de birkaç kez görüştük. İsmail Bey gelirken ben televizyona bağlandım. Bu darbe ile sonuna kadar mücadale edeceğimizi anlattım. Ölüm ise bir cümle... Darbeyi tanımadık. Fetullahçı yapı içinden oluştuğunu gördük. Bu esnada Abdülhamit Bey teşkilatlarla sokağa çıkılması lazım geldiğini, o kendine ait bir kanaldan bizim etrafımızda oluştuğumuz bir çalışma gurubuyla, hareketlilik başlattılar. Ardından televizyona bağlandığımızda Meclis'e gidiyoruz dedik. Meclis bizim için önemli çünkü. TBMM'ye gitme kararı verdik. İsmet Bey'i orada bıraktık. Alelacele arabalarla TBMM'ye intikal ettik.

Hedef olacağımız aklımıza gelmedi. Meclisin üzerinden süreklli uçaklar uçuyordu. Ama bu arada vatandaşlardan "bu işi bırakmayacağız" telefonları geliyordu. İsmail Bey başka kapıdan içeri girmiş. Dışarıda ciddi bir şekilde uçak taaruruz söz konusu. Anahtar bekliyoruz kapı için, sonra dolap anahtarı geldi. Genel kurul için sonra anahtar geldi.

TBMM'nin tüm siyasi partilerin orada bulunması çok önemli.Hemen akabinde televizyonun arabası geldi. Dışarıdan aracı içeri alacağız, ama onlar da tedbir almışlar, tank girmesin diye otobüsleri çekmişler. Meclis başkanımız bir konuşma yaptı. O konuşmayı dinledikten sonra stratejik olarak Çankaya Köşkü'nde gördüğümüz Türksat ve TRT vardı. TRT'ye bir 100 kişilik grup göndermiştik. Cami imamı "TRT'yi işgal etmişler, TRT'yi almamız lazım" diye yayın yapıyordu. Bizim TRT'yi almamız psikolojik açıdan önemliydi. Hava hakimiyeti vardı, TRT'yi aldılar, Genelkurmayı aldılar, Akıncılar Üssü var. Bundan öte çok büyük bir hamle yapamıyorlar. Piyadeler her tarafa gidip bir eylem ortaya koyup teslim alma yapamıyorlar. TRT'ye girip çıktıktan sonra tekrar TBMM'ye gelmek istedik. TRT'ye gittiğimizde bir kısım askerler oradaydı. Orada millet muhteşem bir mücadele ile TRT'nin börçok çalışanı ortaya koydu. Bir taraftan bir demokrasi anlayışı var, bir taraftan öfke var. İlk önce ana binaya girdik. Ana binadan sonra hep birlikte TRT Haber'in canlı yayın yaptığı yere yöneldik. Gerekli tüm tedbirleri alarak yayın dairesine falan çıktık. Orada birkaç asker vardı. Onları orada aldılar zaten. Netice itibarıyla o hal sergilendikten sonra yayına geçtikten sonra, yayını yapıp millete TRT'nin tekrar elde edildiğini söyledikten sorna oradan ayrıldık. TBMM'ye geçtik. TBMM'ye geçerken tekrar Abdülhamit Bey'le genel sekreterimizle görüştüm. Sığınağa geçtik. Amasya milletvekilimiz komşuısunun bir yakının Akıncı'da olduğunu söyledi. Onu aradım. Bütün hikayeyi anlattı. Bu iş Akıncı'dan yönetiliyordu. 01.30 civarı. Genelkurmay başkanımızın rehin alındığını öğrenmiştik. "Buraya çok önemli adamlar getirildi" dedi. Buradan bu "uçakların kalkmasının kurtarılması" lazım dedi. Kazan Belediye Başkanı'mız, bunların hiçbirisinin hakkı ödenmez, büyük bir demokrasi mücadelesi verdiler. Bu uçakların kalkmaması lazım. Lastik bulursanız lastik yakın ne bulursanız yakın. Bütün bunlar yapıldı.

Devletteki kadrolardan nasıl temizlenecekler?
Bu çocukları ele geçirdiler. Bir sapkınlığa bir nesli alet ettiler. 6-7 aydır kafamı tırmalayan, "Bizim yeni insan kaynakları problemimiz nasıl çözülür" konusu. Devlet bu bir tehdittir demiş. Bütün bakanlıklar zaten kendi alanında çalışmalar yapıyor idi. Hem felsefesi hem de çalışması hazırdı. Bunu dış dünyaya anlatmakta zorlanıyoruz. Anlayamıyorlar. Kanser gibi yayılan, her bulunduğu alanda istikrarsızlık yaratacak bir örgütten Türkiye'yi kurtarıyoruz. İlk anlattığımızda kimse bunu anlamadı. Bunun sadece siyasal çıkar amaçlayan bir Recep Tayyip Erdoğan portresi çizdiler. Bu süreç uzadıkça bu tehlikenin ne kadar büyük bir tehlike haline geldiğini herkes gördü.
Çok tehlikeli. Bugün için de geçmişimiş için de yarın için de tehlikeli. Bölgemiz için de coğrafyamız için de tehlikeli.
Öyle bir organizasyon ki her biri ayrı bir maske takmış.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55