• BIST 89.931
  • Altın 145,423
  • Dolar 3,5968
  • Euro 3,9078
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 15 °C
  • Antalya 17 °C

ALLAH kimseye bu günleri aratmasın…

İhsan Pınar

        Mevcut durumdan; idarecilerden, siyasilerden, yargıdan, medyadan, belediyelerden, komşu ve arkadaşlarımızdan, her şeyden ve herkesten şikâyetçiyiz…

        Ancak tavır ve söylemlerimizden, duyarsızlığımızdan, gafletimizden dolayı baş aşağı son surat uçuruma doğru yuvarlanıyoruz. Durumun vahametini gören ve bizi uyaran sesleri de hiç mi hiç kaale almıyoruz.     

        Her şeyde “ hayırlısı olsun”, “ Xwedé çé bıke” diyoruz. Peki, biz ne yapıyoruz? Allah’ı dinlemiyoruz, haram ettiği şeyleri ısrarla yapıyoruz. Bize emanet ettiği bu mükemmel kâinatı ve düzeni elimizden geldiğince değiştirmeye, bozmaya çalışıyoruz...

       — Allah, öldürmeyin, “ Bir masumu öldürmek, bütün insanları öldürmek gibidir” diyor. Biz kadın, çocuk, yaşlı… Toplu katliamlar yapıyoruz.

       — Allah, “adil olun” diyor; biz zulmediyoruz…

       — Allah “ kardeşsiniz” diyor; biz ırkçılık yapıp kavga ediyoruz…

       — Allah” dürüst olun” diyor; biz şeytanın aklına gelmeyen sahtekârlıkları üretiyor, 3 kuruş için kardeşlerimizi aldatıyor, yalan ve iftiralarla kin ve nefret üretiyoruz…

       Peki, nasıl düzelecek? Kavga, yalan, sahtekârlık, kin ve nefret üzerine huzur ve Adalet inşa edilebilir mi? Birileri inatla ve ısrarla coğrafyamızı Suriye’ye çevirmek istiyor, algı operasyonları neticesinde oluşturulan kin ve nefrete esir olmuş kimileri de bilerek veya bilmeyerek bu kirli oyuna alet oluyor…

      Resmin büyüğünü görmeliyiz. Farklı olabiliriz, farklı düşünebiliriz, ayrı veya adil bir yönetimde beraber yaşayabiliriz. Ama inanın kavgaların asıl sebebi bunlar değil. İçimizdeki hırs, cehalet ve bunları kullanmak isteyen emperyal güçler bizi olabildiğince parçalara ayırıp birbirimizle uğraştırmak ve kırdırtmak istiyorlar. Kendilerine yakın gördüklerine her türlü desteği vererek olabildiğince bu ayrıştırma ve çatışmaları yaymaya çalışmaktadırlar.

      Peki, Allah aşkına! Çıkarılmak istenen iç savaş kimlerin işine yarayacak. Dili, mezhebi, ırkı, parti ve ideolojisi ne olursa olsun; bölge halkının hepsi yakılacak bu fitne ateşinde yanmayacak mı? Olası böyle bir iç çatışmada hepimiz, şikâyetçi olduğumuz bu günleri aramayacak mıyız?

        Bir kenar mahalleye gidip, savaştan kaçmış Suriyelilerin halini görün. Şanslı olanlar buralarda kalabilenlerdir. O da yokluk içinde, tek odalı evlerde, açlıktan ve soğuktan ölen bebeler… Bunlarla konuşun, dertlerini dinleyin. Bunlar memleketlerinde esnaf, işçi, sanatkâr, çiftçi olarak çoğunun durumu iyi olabilir. Olayların başlangıcında çoğu durumun bu merhaleye geleceğini tahmin etmemiş-edememiştir…

      Gidişatımız iyi değil ve bunun baş sorumlusu da bizleriz. Evet, hepimiz şikâyetçiyiz ve dünyayı değiştirmeye çalışıyoruz. Ama hiç kimse kendini düzeltmeyi, değiştirmeyi aklına getirmiyor. Oysa Allah(CC) şöyle buyurmaktadır. “ Bir kavim kendi özünü değiştirmedikçe, Allah onların halini değiştirecek değildir.”

      —Düzeltmeye öncelikle kendimizden, ailemizden ve yakınlarımızdan başlamalıyız. 

      — Bu günkü sorunlarımızın çoğunun sebebini iyi tahlil etmeliyiz. Birçok sorunun temelinde; tek parti, tek lider, tek ideoloji dayatmaları neticesi olan ırkçılık ve tek tipçilik olduğunu görmeliyiz. Öyleyse zulümlere sebep olan bu hastalıklara asla taraftar olmamalıyız…

      — Ben-biz merkeziyetçi tavırlardan kaçınmalıyız. Kendi dışındakileri olmadık şeylerle karalamak; hain, işbirlikçi… Olarak yaftalamak en büyük ihanet ve halka yapılabilecek en büyük kötülüktür…

      — Dürüst olmalıyız. Olduğumuz gibi görünmeliyiz. Başkaları gibi olmak zorunda olmadığımız gibi, başkaları da bizim gibi olmak, bize uymak zorunda değillerdir.

      — Hiç kimseyi karalamamalı ve düşmanlık etmemeliyiz. Kendimiz dışındakileri tekfir etmekten, ötekileştirmekten ve hain olarak suçlamaktan vazgeçmeliyiz. Her insanı ve kesimi kendimiz gibi akıllı, şerefli ve hak sahibi görmeliyiz.

      — Her insanın; canı, malı, dili, dini, namus ve şerefi kutsal ve dokunulmaz kabul edilmelidir. İnsanın bu değerlerine yapılan bütün saldırılar herkes tarafından lanetlenmelidir.

      — Tarafgirlik kalp ve vicdanlarımızı kör etmemeli. Bize yapılmasını istemediğimiz hiçbir şeyi başkalarına yapmamalıyız.

      — İnsanlığımızı ve inancımızı bütün parti ve ideolojilerden üstün tutmalıyız. İsimler arkasında sürüklenmemeli, belli ilkeler üzerinde hareket etmeliyiz. Şahıslara değil, hakka talip olmalı ve hakka uymalıyız.

      — Toptan kabul ve toptan ret körlüğüne saplanmamalıyız. Her insanın doğruları gibi, her insanın da mutlaka yanlış ve eksiklikleri vardır. İyilik kimden gelirse gelsin, velev ki muhaliflerimizden bile sadır olacaksa kabul etmeli ve tabi olmalıyız. Yanlış ve kötülük de, velev ki yakınlarımızdan bile sadır olsa kabullenmemeli ve karşı çıkmalıyız.

     — Yanlışlara karşı çıkmalı, İnsanın kendisine düşman olmamalıyız. Muhaliflerimizin yanlışına sevinmemeli, onları yanlışa teşvik etmemeliyiz. Bilakis eleştiri ve uyarılarımızla onları doğruya yönlendirmeliyiz.

     — Akıllı ve tutarlı davranmalıyız. Kullanacağımız dil: doğru, adil, yapıcı ve uzlaştırıcı olmalı. Kin ve nefret üreten, fitneyi ve acıları yayan bir dil kullanmamalıyız. Feryat ederken kavga ve ölümleri tahrik etmemeli, bilakis eylem ve söylemlerimizle bu acıların ve ölümlerin son bulması için azami gayret göstermeliyiz.

      — Günümüz siyaset ve sosyal medyasında, doğrudan çok daha fazla yalanlar dolaşmakta ve iltifat görmektedir. Birilerinin kirli emellerine alet olmamak ve avlanmamak için muhaliflerimizin aleyhinde gösterilen her haber ve foto montaja balıklama atlamamalıyız. Eleştiri ve uyarıyı aşan hakaret ve suçlamaları art niyet bilerek dikkate almamalıyız.

       — Eğri olanın, gölgesi doğru olmaz; çürük malzemeden sağlam bina olmaz. Kiminle arkadaşlık yaptığımıza, kimin sözüne itimat edeceğimize çok dikkat etmeliyiz.

      — Barış, huzur ve demokrasi istiyorsak, eylem ve söylemlerimiz buna uygun olmalıdır.  

      — Adalet istiyorsak, herkesten önce bizim “ Adil” olmamız lazım.

      — Düşman kazanmak istemiyorsak, kimseye düşmanlık yapmamalıyız. 

      — Aramızda kin ve nefret üretmeye çalışanların hesaplarının başka olduğunu görmeliyiz. Kavga etmek için birbirimizi suçlayarak hayatı cehenneme çevireceğimize; barışmak ve anlaşmak için birbirimizi dinlemeye, birbirimizi anlamaya ve hayatı daha da güzelleştirmeye çalışmalıyız…   

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55